1- AÇIKLAMA
Merhaba. Ben doğada olmayı, doğada spor yapmayı ve seyahat
etmeyi seven biriyim. - Öyleydim.
20'den fazla ülkede güvenle seyahat ettikten sonra olanlarla bu durum değişti.
2025 yazında Yudosk isimli bir spor kulübünün düzenlediği Balkan
Zirveleri etkinliğine katıldım. Gezinin son günü Arnavut dağ rehberi Saimir
Kalbaj 'ın cinsel saldırısına uğradım.
Bu son cümleyi kurabilmek hayatımın 5 ayına mal oldu.
Aradan geçen tarifsiz aylardan sonra geriye kalan tek korkum
bu adamın gelecekte müşterisi olacak kadınlara bana yaptıklarını yapmaya devam edecek
olma ihtimali -ki bu küçük bir ihtimal değil- İşte bu yüzden olanları
bilmelisiniz. Lütfen 2 numaralı sayfayı mutlaka okuyun. (Disclosure)
8 gün süren gezinin ilk günleri rehberle pek diyaloğumuz
olmadı, sadece katılımcılarla ve en çok da oda arkadaşlarımla konuşuyordum
ancak son iki gün çocukça bir tarzda flörtleşmeye başladı. Yürüyüş
sırasında ‘’bir şey söyleyeceğim ama kızmayacaksın, sen bu dağlardaki en güzel
çiçeksin’’ demek gibi. Sondan ikinci akşam beni özel bir yürüyüşe çıkardı.
Yakındaki bir dağ köyündeki akrabalarını göreceğini söyledi, istersen gelebilirsin dedi, etrafı görmek
istediğimi biliyordu. Rehberle yürümekte bir sakınca görmedim, birkaç kişiyi de çağırdım ama dinlenmeye geçmişlerdi. Dönüş
yolunda manzara izleme bahanesiyle bir elini omzuma diğer elini elime koyduğu bir an oldu, elimi geri
çektim ve yol boyu mesafemi korudum. Verdiğim mesaj zaten açıktı: fiziksel temas kurmadan yürüyelim. Dönüş yolunda fotoğraflarımızı
çekti, bir nehir kıyısından ve şelaleden geçtik, bu sırada ‘’seninle yapmak
istediğim üç şeyden sadece birini yapabildim’’, ‘’seni ilk gördüğümde özel biri olduğunu düşünmüştüm’’ gibi cümleler kurdu. Cevap vermedim. Elimi çekmem de,
cevap vermemem de açık cevaplardı ama karşımdaki kişinin ne kadar kötü niyetli
biri olduğunu bilmiyordum. Tur boyunca o kadar garip hareketleri ve lafları vardı ki, sadece düşüncesizce hareket ediyor gibi geliyordu. İnsanların karakterleri alınlarında yazmıyor,
yazıyordu se de anlamamış olmak benim payıma düşen hata olsun. Ertesi gün son
yürüyüşümüzde su içerken oturarak içmem gerektiğini, yaptığımın İslam’a uygun olmadığını söyledi. Ara sıra lakırdı olsun diye bir şeyler söylediği oluyordu, bunu
da dikkate almadım. Yanımızdaki kadınla bakışıp güldük. Belki iyi bir Müslüman adam olarak güvenilir biri olduğuna
ikna etmeye çalışıyordu beni.
Çok iyi bir gözlemci olduğu konusunda hakkını vermeliyim.
Tura yalnız katıldığımı, herkesle yeni tanıştığımı biliyordu. O sırada
farketmemiştim ama başından beri beni izlemişti. Ben 1 kişiydim, yalnızdım,
sessizce evime gidip susacaktım ve yaptığı yanına kâr kalacaktı.
Bir açıdan öyle de oldu. Kendi odam yerine onun odasında yarı çıplak uyandıktan sonra uzun süre ne yaşadığımı tanımlayamadım. Kimseye söyleyemedim, o da doğru. Dönüşümüze saatler vardı ve yol uzundu, şehre çok uzak bir dağ köyündeydik; ne polise gidebilirdim ne de hastaneye – gitmiş olsam bile kanıtlar çoktan silinmiş olacaktı. Kamera yoktu, tanık yoktu (sabah otele dönerken grubun bizi görmüş olması ve garip göründüğümü farkedip nasıl olduğumu soran birkaç katılımcı hariç- bunu da onunla gönüllü gittiğimi, rızaya dayalı bir ilişki yaşadığımızı söyleyerek geçiştirebileceğini düşünmüş olabilir) Dönüş yolunda midem bulandığı için otobüsü durdurmak zorunda kaldılar. Ben bile basitçe araç tuttu sandım, o kadar farkında değildim ki olanların. Bazen diyorum ki, keşke hâlâ olmasam.
Hastaneye gidebilseydim beni neyle bayılttığını, hafızamı neyle sildiğini öğrenebilirdim, hukuki süreç başlayabilirdi, burda çok farklı şeyler yazabilirdim bugün. 80'lerde kaldığını sandığımız bardağa gizlice ilaç atarak bayıltmak yoluyla cinsel tacizde bulunma suçunun 2025 yılında resmi tur rehberim tarafından işlenmesi ihtimali bana şimdi bile çok gerçek dışı geliyor. O kadar gerçek dışı ki her an bu kabustan uyanabilirim gibi.
Olanları aylarca inkar ettim, ta ki gezinin tekrarlanacağını
öğrenene kadar. Bana olanların başka kadınlara da olması ihtimali bir yanda,
akıl sağlığım için kendime saklamaya hatta mümkünse unutmaya niyetli olduğum bu lanetli anı bir yanda;
hemen kulüp yönetiminden birine ulaştım ve olayı anlattım, bu
rehberle çalışmamaları konusunda uyardım. (Kulüp ile daha sonra yaşananları ilerde, ilerleyen sayfalarda anlatıyorum)
2 aylık inkar sürecim boyunca Instagram’da (accursedmountainsguide
kullanıcı adıyla) fotoğraflarımı beğenmeye, kalpler yollamaya, yorumlar yazmaya
devam etti. Her baktığımda nereye konumlandıracağımı bilmediğim mesajlardı
bunlar. Sabah beni odasından çıkarıp grubun bulunduğu yere götürdüğünde birden
iletişimi kesmesi, o sırada yaşadığım ciddi bir başka soruna tamamen kayıtsız
kalması (hâlâ müşterisiydim), taklidimi yaparak benimle dalga geçmeye başlaması ama sonrasında
sosyal medya üzerinden sürekli iletişim kurmaya çalışması, kalpler ve bazen
fotoğraflar göndermesi devam eden bir tacizdi. Bunu anlamlandırmam, inkardan çıkmam
aynı klübün bu adamın avcuna durumdan habersiz kadınları tekrar götüreceğini
öğrendiğimde mümkün oldu - o an beynimde çakan şimşekleri ve göğsüme oturan taşı kelimelere dökebilmem
mümkün değil - belki sadece gerçeği kabul etmemi ve konuşmaya başlamamı
sağladıkları için teşekkürü hak ediyorlar. İnsan bazen ne kadar aptal
olabildiğine, ne kadar manipüle edilebildiğine kendisi de hayret ediyor.
3 ay sonra ona bir mektup yazdım. (bkz. 2 sayfa: ''The Letter'') Kimseyle paylaşmaya
niyetim yoktu, yazıp yırtacaktım, kendim için bir iyileşme basamağı olarak yazmaya başlamıştım.
Sonunda bittiğinde sadece yazmak bana yetmedi ve göndermeye karar verdim. Kötülüğü yapan verdiği hasarı da bilsin
istedim biraz da, tabi zaten bilmiyordu ise. Yine uyku tutmayan bir gece
mektubu ona yolladım.
Gelmeyeceğini bildiğim bir cevabı, özrü beklemedim. Amaç
zaten bu değildi. Bana yapılanın anlık bir hata olmadığını ve yapanın da pişman
olmadığını içten içe hep biliyordum. Olanları an be an sakince düşündüğümde bu
kadar profesyonel, bu kadar kendinden emin, serinkanlı olması hem planlılığının hem de
seriliğinin göstergesiydi. Ben ne ilkim ne de son olacağım. Bu
tacizciyi yasal yollardan cezalandırmam artık imkansız, bunun için çok geç
kaldım ama insanlara anlatarak uyarabilir ve benim gibi kadınları koruyabilirim. Bu olay başıma özgürce gezmek, eğlenmek, yaşamak istediğim için gelmedi. Bu, seçtiği kurbanın kendini koruyamayacağı anı kollayarak savaşması ya da kaçması ihtimalini yok edip donmaya zorlayan, iyi bir insan gibi davranıp güven kazanarak harekete geçen sistematik bir tacizcinin suçuydu. Taciz, sadece tacizcinin suçudur.
İnternetten müşteri toplayarak para kazanan bir dağ rehberi olmasına rağmen bu kadar rahat olması, yıllarca kimbilir kaç kez cinsel taciz uygulamasına rağmen bu suçunun karşısına hiç çıkmamış olmasındandır diyelim. Ben de nihayetinde kafası allak bullak, hafızası kayıp, ayakta zor durarak ruh gibi ülkeme döndüm. Evet o dağ evinde yalnızdım, beni koruyacak kimse yoktu. Eve döndüğümde bana destek olup ayağa kalkmama yardım edecek, yazması neredeyse yarım yıl alan bu yazımı on binlerce takipçiyle paylaşarak amacıma omuz atacak dostlarım olabileceği akıllarına gelmemiş da olabilir. (Aylar sonra öğreneceğim gibi, Arnavutluk'ta yaşayan ve beni hayatlarında hiç görmemiş binlerce insanın beni nasıl sahiplenip nasıl destek olacaklarını da.. ama bunu bu yazıyı yazdığım sırada ben de bilmiyordum) Grubumuzda katılımcılarla arası oldukça iyi olduğu için olanları anlatsam bile bana kimsenin inanmayacağını da düşünmüş müdür, spor kulübünün beni umursamayacağını düşünmüş müdür bilmiyorum. Bunu merak etmiyorum. Yaşadıklarımı paylaşmaya başladığım ilk gün tek bildiğim bu kişinin son kurbanı olmayı kafaya koyduğumdu.
Kötü insanlar nasıl düşünür, nasıl hiç utanmadan nefes almaya devam eder bilmiyorum. Ama Gisele Pelicot’un hep lafta kalan ünlü cümlesi gibi, utanç artık taraf değiştirmeli. Lütfen bu olayın yurt içi ve yurt dışında duyurulmasına destek olmaya devam edin. Başka ülkelerde doğa sporları yapan kadınlar tanıyorsanız onlara da gönderin. Ben o geziye gitmeden önce uyarılmış olsaydım asla gitmezdim, o kulüple de o rehberle de asla tanışmazdım. Bana yapılmayanı başka kadınlara ben yapmak istiyorum şimdi.
Devam eden sayfalarda İngilizce yazılarımı bulabilirsiniz. 2 numaralı ''Disclosure'' isimli sayfada olaya dair her şeyi bulacaksınız.
Güvenle kalın.
---
26.07.2026 EKLEME:
Kasım 2025'te yazdığım yazı burda bitti. O sırada bilmediğim, sonradan öğrendiğim bazı şeyler var.
Saimir Kalbaj Arnavutluk'ta ve Karadağ'da daha önce birden çok kadın tarafından taciz sebebiyle şikayet edilmiş. Bu bilgiyi aynı turdaki Karadağlı rehberimizden öğrendim. Kendisi ile bloğumun Balkanlarda yayılmasından hemen sonra telefonla konuştum. Karadağ'da yerel rehberlerin bir daha bu kişiyle çalışmayacağını, otellerin bu kişiyi kabul etmeyeceğini söyledi. Beraber geldiğim spor klübünün tutumunu sordu, cevabıma çok şaşırdı. Bu olayı kendi çevresine anlatacağını, yapabileceği ne olursa haber vermemi söyledi. Türklerden, kendi grubumdan alamadığım desteği bir yabancıdan almak bir yandan çok üzücü geldi bana.
Tur boyunca bizimle olan Sara isimli genç Arnavut kadın olayın olduğu son geceden hemen önceki akşam apar topar, bize veda dahi etmeden ayrılmıştı. Sonradan öğrendim, tur boyunca rehber tarafından sürekli rahatsız edilen bu kadın, son gün artık sözlü tacizin elle tacize dönüşmesi üzerine çok korktuğunu hemen kaçtığını anlattı. Oysa biz Sara nerede diye sorduğumuzda Kalbaj o akşam bize Sara'yı tatsızlık çıkaran aptal bir kadın gibi göstermeye çalıştığı bambaşka bir hikaye anlatmıştı...
Sara bana şunu yazdı: eğer ben kaçmasaydım belki sana bu korkunç saldırıyı yapamayacaktı. Bu cümle o an canımı o kadar acıttı ki. Halbuki onun da hiç suçu yok, o da bir mağdur. Ama aylar sonra, şimdi düşünüyorum da bu seri tecavüzcü beni ya da başka kadınları hedef almış ne farkeder? Her birimiz bize yapılanın ardından değişik ülkelerdeki evlerimize dönüp acımızı kendi içimizde, yapayalnız çektik ve birbirimizden haberdar olamadık. Bugüne kadar. Bugün bu blog sayesinde birbirimizi bulduğumuz ve yeni kurbanlar olmasını beraber engellemeye çalıştığımız için mutluyum.
Olay Arnavutluk'ta duyulduktan sonra Kalbaj'la aynı köyden geldiğini, yıllardır tanıdığını söyleyen bir kadın mesaj attı: ''Her zaman çok itici, rahatsız edici tavırları vardı ama biz onu sadece zeka geriliği olan sorunlu biri sanıyorduk, sapık olduğunu bilmiyorduk ama şaşırmadım''
Peki ARNAVUTLUK'TA NELER OLDU? Kalbaj'a düzenli olarak iş veren dağcılık grupları ve tur şirketleri iş ilişkilerini sonlandırdıklarını açıkladılar. Arnavutluk'tan bazı kadın gruplarının bloğu yayması sayesinde haber Avrupa'daki doğa sporcularına da ulaştı. Influencerlar, bazı gazeteciler olayı konuştu, paylaştı, yaydı. Bu süreçte karşı taraftan bir inkar dahi gelmedi.
Bunlar yurtdışında olurken Türkiye'de neler oldu, neler olacak? Bunu da daha sonra yazacağım.
*Bu blogda bahsi geçen her mesaj, her fotoğraf hâlâ cihazlarımda kayıtlı.